MARKA TESCİL SÜRECİ

Marka Başvurusunu Yaptım Ne Zaman Tescil Belgesine Kavuşurum?

Başvuru öncesi sürece ilişkin hususların hepsini kısa kısa anlatmıştık, peki marka başvurusu hangi aşamalardan oluşur başvuru süresi boyunca nelerle karşılaşabiliriz ve tescil belgenize ne zaman kavuşursunuz, bu soruları da bu yazımızda kısaca cevaplayacağız.

Marka tescil başvurusu aşamaları nelerdir?

Marka başvurusu; başvuru, şekli inceleme ve m.5 incelemesi, yayın-askı süresi, markalar dairesi itiraz aşamaları, YİDK itiraz aşamaları ve tescil kararı ile noksan çekilmesi.

  1. Başvuru; Başvuru Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından geliştirilen ve e-devlet arayüzü ile uyumlu bir arayüze sahip olan elektronik başvuru sistemi EPATS üzerinden yapılmaktadır. Bu aşamada marka başvuru sahibinin kimlik, adres ve iletişim bilgileri ile marka örneği ve nice sınıfları seçilmektedir. Burada nice sınıflarında yer alan ifadeler dışında bir ifade kullanılacaksa 99. Sınıf seçilmek suretiyle bu ifadeler eklenmektedir.
  2. Şekli İnceleme-M.5 İncelemesi; Başvurunun yapılmasının ardından Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından başvuru şekli yönden incelenerek şekli bir eksikliğin bulunup bulunmadığı tespit edilir. Şekli bir eksikliğin bulunmaması üzerine Kurum tarafından Sınai Mülkiyet Kanunu’nda mutlak red sebeplerinin yer aldığı m.5 yönünden inceleme gerçekleştirilecektir.
  3. Yayın-Askı Süresi; Başvuru Kurum tarafından resen gerçekleştirilen incelemelerden geçtiği takdirde kurum tarafından markanın uygun bir Resmi Marka Bülteni’nde yayınlanmasına karar verilir ve bu karar başvuru sahibine/vekiline gönderilir. Yayın tarihinden itibaren ilgililerin itiraz edebilmesi için 2 aylık süresi bulunmaktadır.
  4. Markalar Dairesi İtiraz Aşaması; İlgililer tarafından askı süresinde bir itirazda bulunulması halinde Markalar Dairesi bu itirazı başvuru sahibine bildirerek bir aylık süre içinde itiraza karşı görüşlerini sunmasını, sunmaması halinde dosya içeriğine göre itirazı inceleyeceği ihtarını içeren bir bildirimde bulunur. Başvuru sahibinin karşı görüşünü bildirmesi yahut süresi içerisinde bildirmemesi halinde dosya kapsamında Markalar Dairesi tarafından itiraz incelenerek karara bağlanır. Karar itirazın reddi, kısmen kabulü yahut tamamen kabulü yönünde olabilir.
  5. YİDK İtiraz Aşaması; Markalar Dairesi tarafından verilen karara karşı, aleyhine karar verilen tarafça tebliğden itibaren 2 ay içerisinde Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’na itiraz edilebilir. Burada YİDK tarafından yine yapılan itiraz diğer tarafa bildirilir ve 1 aylık süre içerisinde karşı görüşlerini sunması istenir. YİDK tarafından verilen kararlar Kurum içi nihai karar olup, bu karara karşı Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde dava açılabilmektedir.
  6. Tescil Kararı ve Noksan Çekilmesi; Kurum içindeki süreçlerin marka başvurusu yönünden olumlu tamamlanması halinde Kurum tarafından marka başvurusunun tesciline yönelik karar verilir ve tescil ücretini 2 ay içinde yatırması için başvuru sahibine bildirim yapar. 2 aylık tescil ücretini ödeme süresi ise yine tebliğ tarihinden itibaren işleyecektir. Tescil ücretinin yatırılması sonrasında 2-3 hafta içerisinde tescil belgesi başvuru sahibine/vekiline iletilmektedir.

Yukarıdaki yazıdan da anlaşılacağı üzere, marka başvuru sürecinin ne kadar süreceği ve tescil belgesinin başvurudan ne kadar zaman sonra geleceği her ne kadar sıkça sorulan sorulardan olsa da net bir cevabı bulunmamaktadır.

Markamı Ne Zaman Ticari Faaliyetlerde Kullanmalıyım?

Markanızı marka tescil başvurusunda bulunmadan önce kullanmaya başlayabilirsiniz. Eğer başvurunuzdan önce kullanmaya başlamadıysanız markanızın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde kullanmaya başlamanız gerekmektedir. Aksi takdirde markanızın kullanılmaması sebebiyle iptaline dair ilgililer talepte bulunabilecektir.

MARKA BAŞVURUSUNU YAPACAĞIM SINIFLARI NASIL BELİRLERİM? NICE SINIFLANDIRMASI NEDİR?

Buraya kadar marka başvurusu öncesi neler yapılacağı ve marka olarak seçilebilecek işaretleri ve bu seçimde dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında kısa açıklamalar yapmıştık. Bu yazımızda ise markanın kendisi kadar önemli olan Nice (Nis) sınıfları hakkında kısaca bir bilgilendirme yapacağız.

Sınıflar Neden Önemli?

Markanın birbirinden ayrılmaz iki yüzünün olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü hiçbir zaman bir markayı o marka altında sunulan mal veya hizmetten bağımsız düşünmezsiniz. Örneğin; Porsche dediğimizde aklımıza meyve sebze değil otomobil gelmekte, Apple dediğimizde ise aklımıza daha çok gündelik hayatta kullandığımız taşınabilir teknolojik ürünler gelmektedir. O halde marka başvurusunun hazırlanmasında ve yapılmasında markayı oluşturacak işaret kadar o markanın hangi mal ve hizmetler üzerinde tescil edileceği hususunun da önemli olduğunu söylemek gerekir.

Nice(Nis) Sınıflandırması Nedir?

Nice sınıflandırılması uzun adıyla İşaretlerin Tesciline Yönelik Uluslararası Mal ve Hizmet Sınıflandırılması 1957’de Fransa’nın Nice kentine imzalanmış bir uluslararası sözleşme sonucu ortaya çıkan sınıflandırmadır. Bu anlaşmanın amacı markaların farklı ülkelerde yapılacak tescil süreçlerinin birbirlerine uygun hale getirilerek ülkeler arasında uyumların sağlanması ve uluslararası tescil ve koruma süreçlerinin daha kolay işler hale getirilebilmesi olarak özetlenebilir.

Bu anlaşma da her anlaşma gibi tarihsel süreçte çeşitli değişikliklere uğramış ve nihayetinde günümüzde mal ve hizmetler 34’ü mal ve 11’i hizmet sınıfı olmak üzere toplamda 45 sınıfa bölünmektedirler. Nice anlaşması çerçevesinde Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından da zaman zaman tebliğ yayınlanmak suretiyle ülke uygulaması belirlenmektedir. Güncel sınıflandırma listesine TÜRKPATENT sitesinden ulaşabilirsiniz.

Sınıflandırmadaki mantık birbirlerine yakın olan mal ve hizmetlerin aynı sınıflarda toplanarak hem ulusal hem de uluslararası uygulamaya kolaylık sağlamaktır.

Önemli Bilgilendirme

Aşağıdaki yazılanlara geçmeden önce bir markayı tescil ettirdiğiniz tarihten itibaren 5 yıl süre içerisinde kullanmaya başlamanız gerektiğini ifade etmek gerekir. Diğer bir deyişle markanızı tescil ettirdiğiniz mal veya hizmetler üzerinde 5 yıl içerisinde kullanmaya başlamazsanız yahut kullanmaya 5 yıl ara verirseniz markanızın tescili size hukuki anlamda koruma sağlamayacaktır. O nedenle marka tescilinizin kapsamını bu konuyu dikkate alarak hazırlamanız gerekmektedir.

Sınıfları Nasıl Belirlerim?

Markanızın sınıflarını belirlemeden önce markanızı net olarak hangi mal ve hizmetler için kullandığınızı belirlemenizi tavsiye ederim. Bu ön hazırlık size çok büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Siz markanızı hangi mal ve hizmetler üzerinde kullanacağınıza karar verdikten sonra bu mal ve hizmetlerin sınıflandırma listesinde hangi sınıflara denk geldiğini tespit ederek ilgili sınıfların altına bu belirlediğiniz mal ve hizmetleri yazarak kendi sınıflandırma listenizi oluşturabilirsiniz.

Sınıflandırmada süregelen bir alışkanlık da, markanızı kullandığınız mal ve hizmetlerin isabet ettiği sınıfta yer alan mal ve hizmetlerin tümünü içerecek bir şekilde başvuru yapılmasıdır. Bu uygulama çoğunlukla kullanmadığınız mal veya hizmetlerde marka tescili sonucunu doğurmakta ve markanızın kullanmama nedeniyle bu mal ve hizmetler yönünden kısmen iptal edilmesine yol açabilecektir. O nedenle belirlediğiniz mal ve hizmete isabet eden sınıflandırmanın hepsini değil yalnızca belirleyeceğiniz mal veya hizmetlerin tescil ettirilmesi bu anlamda markanızı daha kullanışlı hale getirecektir.

Marka başvurusu yapmak ve işletmenizin fikri mülkiyet hakkını koruma altına alarak risklerinizi düşürmek istiyorsanız bir marka vekili ile çalışmanız en doğrusu olacaktır.

NELERİ MARKA OLARAK TESCİL ETTİREBİLİRİM

Markanızın, sunmuş olduğunuz ürün veya hizmetlerin tüketiciler nezdinde ayırt edilmesini sağlayacağından, ürün veya hizmetlerin reklamı olacağından ve bir kalite algısı yaratacağından bahsetmiştik. Peki neleri tescil ettirebilirim diye düşünüyorsanız bu yazıda cevabını bulabilirsiniz.

Geleneksel Markalar

Geleneksel markalar kelime ve iki boyutlu şekillerden oluşan markalardır. Bunlar en eski tarihlerden beridir kullanılagelen marka türleridir. Bu markalara örnek olarak Coca-Cola, Ülker, Eti, Tutku, Peki ve daha bir sürü marka sayılabilir. Yine Ferrari’nin içerisinde şahlanmış bir at içeren şekil unsuru ile birlikte FERRARİ kelimesinin birlikte oluşturduğu marka da geleneksel markalardan sayılabilir.

Burada önemli olan husus markanın, piyasaya sunduğunuz ürün veya hizmetler açısından tanımlayıcı olmamasıdır. Yani yumurtalar için yumurta, egg vb. yumurta anlamına gelecek veya yumurtayı tanımlayacak bir işaret tescil edilmeyecektir.

Alışılmadık Markalar

Geleneksel markalar dışında şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimleri de marka olarak tescil edilebilecek işaretler arasında sayılmıştır 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda. Kanunda sayılan bu işaretler sınırlayıcı olarak değil örnek olarak gösterilmiştir. Yani bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sicilinde gösterilebilir olması koşuluyla her türden işaret marka olarak tescil edilebilecektir.

Alışılmadık markalar da doğru kullanıldığında çok önemli bir marka türü olarak karşımıza çıkabilmektedir. Örneğin bir ürününüzün şekli gerçekten onu gören kişiler tarafından sizin işletmeniz ile bu ürünü bağdaştırmasını sağlayabiliyorsa o halde bu ürünün şeklini de marka olarak tescil ettirebilirsiniz.

Aşağıda linki verilen Avrupa Birliği Markası başvurusu da bir multimedya başvurusu olup (5-15 sn) alışılmadık markalara örnek olarak gösterilebilir: https://euipo.europa.eu/eSearch/#details/trademarks/017451816

Yine çok tartışılan bir başka konu da mağaza iç yerleşiminin marka olarak tescil edilip edilemeyeceğidir. Gelinen aşamada mağaza iç yerleşimlerinin de marka olarak tesciline olumlu yaklaşıldığı ifade edilebilir. Bununla birlikte her marka başvurusunu kendi içinde değerlendirmek yararlı olacağından her mağaza iç yerleşiminin marka olarak tescilinin mümkün olacağını söylemek yanlış olur.

Son olarak renklerin özellikle hizmetlerin pazarlanmasında marka olarak benimsenmeye çalışıldığı bir dönemin içerisinde olduğumuzdan renklerin ve renk kombinasyonlarının da marka olarak tescil başvurularına sıklıkla konu edildiğini ve tescil edildiğini de belirtme gerekir.

Marka Başvurusu Öncesi Neler Yapmalıyım?

Marka Oluşturma Aşaması Nasıl Olmalı?

Her şeyden önce bir marka vekili eşliğinde oluşturma aşaması gerçekleştirmeniz birçok açıdan önem arz etmektedir. Zira, siz bütün markayı oluşturduktan sonra bir tescil süreci yürütmeye kalkarsanız başta yapmış olduğunuz harcamaların katlanarak devam etmesi ihtimal dahilindedir.

Bir hizmet yahut ürünü piyasaya sürme düşüncesi ile birlikte bu mal veya hizmetin üzerinde bir marka kullanma düşüncesinin de birlikte oluşması gereklidir. Bir önceki yazımızda da belirtmiş olduğumuz üzere üzerinde marka olan bir ürünün çeşitli yönlerden diğer ürünlere göre satışları ve başarıları çok daha üst seviyededir.

İş düşüncesiyle birlikte başlayan bu marka oluşturma sürecinde mutlaka bir marka vekiline marka örneğini gizlilik çerçevesinde ileterek bu işaretin marka olarak kullanmayı düşündüğünüz alanlarda ve ülkelerde tescilinin mümkün olup olmadığını sormanızı tavsiye ederiz. Bu sayede başvuru aşamalarında karşılaşmanızın muhtemel olduğu sorunlar hakkında bilgi sahibi olur ve risk/fayda analizi yapmanız büyük ölçüde kolaylaşır.

Marka vekiliniz ile bu şekilde marka oluşturma aşamasında danışarak ilerlemeniz halinde yapacağınız masraflar yatırıma dönüşmüş olur.

Markamı Nasıl Seçmeliyim?

Markanızı seçerken, kullanacağınız alana ve seçtiğiniz kelime/işaret/renklerin genel ifadelerden oluşmamasına dikkat etmeniz gerekir. Örnek vermek gerekirse kara araçlarının tamiri hizmetleri için “TAMİRAT TADİLAT” ifadesi, yahut da coğrafi yer isimleri ile harmanlanmış faaliyet alanları “PARİS MUTFAĞI” gibi ifadeler ayırt ediciliği son derece düşük olan ifadelerdir. Ayırt ediciliği düşük ifadeler bazen tescil sürecinde Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından doğrudan reddedilir. Yine bu ifadeler tescil edilse bile size istediğiniz şekilde bir koruma sağlamayacaktır. Örneğin “PARİS MUTFAĞI” ibareli markanızı tescil ettirmişseniz de “PARİS LOKANTASI” şeklinde bir marka başvurusuna ya da kullanıma karşı hukuki yolları kullanmanız oldukça zordur.

Bu nedenle herhangi bir anlamı olmayan, anlamı olsa bile sizin bu marka altında sunacağınız ürün veya hizmetler ile ilişkilendirilemeyecek işaretleri kullanmanız çok büyük önem arz etmektedir. Bu konuda her somut olayın kendine has özellikleri olduğu için tescil ettirmek istediğiniz marka örneğini gizlilik çerçevesinde marka vekiliniz ile paylaşmanız ve yardım talep etmeniz halinde daha isabetli yardımları alacağınızı da belirtmek isteriz.

Siz de oluşturmak istediğiniz markaya ilişkin birtakım sorularınız bulunmaktaysa bu yazının altına yorum olarak bırakabilirsiniz. Bir sonraki yazıya sorularınıza verilecek cevaplarla başlarız.

NOT: YAZIDA VERİLEN ÖRNEK MARKALAR TAMAMEN UYDURMA OLUP ÇALIŞMA KAPSAMINDA ÖRNEK GÖSTERMEK İÇİN YAZILMIŞTIR.

Ticaret Unvanım-İşletme Adım Varken Neden Marka Başvurusu Yapmalıyım?

Bir önceki yazımızda ticaret unvanı ve işletme adının marka karşısındaki korunmasından bahsetmiştik, dolayısıyla ticaret unvanınız varken marka başvurusu yapmak işletmeniz/şirketiniz için bir masraf mı yoksa oluşturacağınız kaynak/garanti/reklam fonksiyonlarını içeren bir işaret için sadece küçük bir bedel mi olacaktır? Bu yazıda bu sorunun cevabını arayacağız.

İşlev Farklılığı

Ticaret unvanınız;

  • Faturalarınızda,
  • Tabelanızda,
  • Kartvizitinizde yer alır.

Buna karşılık markanız;

  • Ürün ambalajında,
  • Faturalarınızda,
  • Tabelanızda,
  • Kartvizitinizde,
  • Ürün veya hizmet tanıtım reklamlarınızda yer alır.

Ticaret unvanınız her ne kadar fikri mülkiyet hakkı olarak korunuyor olsa da marka ile işlev yönünden oldukça ayrılmaktadır. Zira, ticaret unvanı sizin şirketinizin ismidir, yani siz şirket adına iş ve işlem yaparken şirket unvanınızı kullanırsınız. Buna karşılık şirketiniz tarafından üretilen ürünlerin ya da sunulan hizmetlerin pazarlanması amacıyla kullanacağınız ad, işaret, ses ve benzeri her türlü işaret ise markadır. Marka, sizin şirketiniz tarafından üretilen ürün veya sunulan hizmetlerin üçüncü kişiler gözünde bağlantı kurma, piyasada bulunan aynı tür diğer mal ve hizmetlerden ayırt etme, belirli bir kaliteyi garanti etme ve tanıtma fonksiyonlarına sahip olacaktır.

Böylece siz piyasaya sürdüğünüz ürün veya hizmetlerin tüketicilerin şirketinize olan güveni nedeniyle tercih edileceği bir işareti kendi adınıza tescil ettirmiş olursunuz.

Marka-Ticaret Unvanı Tescil Süreci Farklılıkları

Ticaret unvanınızı tescil ettirme esnasında ticaret odasında kayıt işlemini yapan uzman yalnızca birebir ticaret unvanının olup olmadığına bakmakla yetinmekte, benzer ya da aynı unsurların olması tescil önünde bir engel olarak görülmemektedir.

Buna karşılık marka tescil başvurusu yaptığınızda, kurum tarafından aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer önceki tarihli markanın varlığı tespit edildiğinde başvurunuz kurum tarafından reddedilmektedir. Eğer aynı veya ayırt edilemeyecek önceki tarihli bir marka yoksa başvurunuz 2 ay süre ile ilan edilmektedir. Bu 2 aylık süre boyunca ilgili hak sahiplerinin itiraz etme imkanı bulunmaktadır. Herhangi bir itiraz gelmemesi veya itirazın nihai olarak reddedilmesi durumunda markanız tescil ediliyor. Tescil sürecinin daha sıkı bir şekilde yürütülmesi marka tescilinizin de daha sağlıklı olmasına yol açıyor.

İşlerinizi Yurtdışına Açmayı Düşünüyorsanız

Yine işinizi yurtdışınıza taşımak istemeniz halinde marka tescili size olağanüstü kolaylıklar da sağlamaktadır. Türkiye’nin de taraf olduğu Madrid Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tescilli markanızı tek başvuru ile 123 ülkede tescil ettirerek koruyabilirsiniz.

Marka Davaları-Ticaret Unvanı Davalarında Görevli Mahkemeler

Markanız ile ilgili herhangi bir uyuşmazlığın ortaya çıkması halinde ihtisas mahkemeleri olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri görevli iken ticaret unvanınız ile ilgili doğacak uyuşmazlıklarda Ticaret Mahkemeleri görevlidir. İhtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’nde görülecek davanız sürekli olarak benzer davalara bakmakta olan ihtisas mahkemesi hakimi tarafından çözüme kavuşturulacaktır.

Sonuç Yerine

Tüm açıklanan sebeplerden ötürü, ticaret unvanım var benim marka tesciline ihtiyacım yok diyorsanız bu konuyu tekrar düşünmeniz sizin ve işletmeniz açısından önem arz etmektedir. Zira açıklanan avantajlar sebebiyle şirketiniz tarafından üretilen ürün veya sunulan hizmetlerin tescil ettireceğiniz marka altında sunulması şirketinizi oldukça avantajlı ve kurumsal hale getirecektir.

Ticaret Unvanı ve İşletme Adının Marka Karşısındaki Koruması

TİCARET UNVANININ MARKA KARŞISINDA KORUNMASI

Ticaret unvanı, genel olarak 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] (“TTK”) m. 50 vd. düzenlenmiştir. Burada ticaret unvanının tanımı, işlevi ve korunması hakkında hükümlere yer verilmiştir. Bunun yanında farklı kanunlarda da yine ticaret unvanı ve korunmasına yer verilmiştir. Buna konumuzu oluşturan 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu[2] (“SMK”) da dahildir. SMK, genel olarak sınai mülkiyet hakkının konusunu oluşturan marka, tasarım, patent, faydalı model ve coğrafi işaretleri düzenlemektedir. Bunlardan marka hakkının ticaret unvanı ile her geçen gün daha çok iç içe geçtiği ve bu nedenle bu iki hak türü arasındaki uyuşmazlıklara da çözüm getirmek gerekliliği doğmuştur. Bu nedenle SMK’ da marka başvurusuna itiraz nedenlerinden birisi de önceki tarihli bir ticaret unvanının varlığıdır. Buradaki düzenleme uyarınca önceki tarihli ticaret unvanı marka başvurusunun nispi ret nedenleri arasında sayılmıştır. Yine SMK m. 25 uyarınca önceki tarihli ticaret unvanı sahibi sonraki başvuru tarihli tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep edebilmektedir.

Fikri mülkiyet hukukunun temel prensipleri uyarınca önemli olan hususun kullanım ve tarihsel öncelik olduğu görülmektedir. Diğer bir deyişle, önceki tarihli ve kullanılan bir sınai mülkiyet hakkı sonraki tarihli haklar karşısında öncelikle korunmaktadır. Burada önemli olan hakkın türü değil, geçmişidir. Bu kapsamda marka ve ticaret unvanı haklarından hangisi daha önceki tarihten itibaren kullanılmaktaysa o diğer hakka karşı korunacaktır.

İŞLETME ADININ MARKA KARŞISINDA KORUNMASI

İşletme adı TTK m. 53’te düzenlenmiştir. Yine TTK m. 53’te ticaret unvanı için öngörülen bazı hükümlerin işletme adı için de uygulama alanı bulacağı söylendiğinden ticaret unvanı için öngörülen koruma işletme adı için de uygulanmaktadır. Bununla birlikte, işletme adının kullanılması ticaret unvanının aksine zorunlu değildir. İşletme adının kullanılması halinde sicile tescil edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda işletme adı sicilinin kullanıma bir karine teşkil ettiği söylenebilecektir. Ancak, yalnızca tescil hem ticaret unvanında hem de işletme adında kullanımı ispata yeterli olmadığından bu hakların sahipleri bu hakları eskiden beri kullandığını çeşitli kullanım belgeleriyle kanıtlamak zorundadır.

TÜRKPATENT UYGULAMASINDA SMK M. 6/6

SMK m. 6/6 “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü haizdir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, ticaret unvanı ve işletme adı gibi, marka hakkı dışında kalan diğer fikri mülkiyet haklarına marka hakkından daha zayıf bir koruma öngörülmüştür. Zira, markalar arasında karıştırılacak derecede benzerlik aranmaktayken ticaret unvanı ve diğer fikri mülkiyet hakkı karşısında bir marka başvurusunun reddedilebilmesi için, marka başvurusunun o hakkı içermesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle, bir marka başvurusu önceki tarihli fikri mülkiyet hakkını birebir içermesi halinde itiraz üzerine reddedilebilecektir. Buna karşılık mal ve hizmet benzerliğinden madde metninde bahsedilmemiştir. Bununla beraber uygulamada, mal ve hizmet benzerliği de aranmaktadır.

SONUÇ YERİNE

Ticaret unvanı ve işletme adının marka hakkına karşı korunabilmesi için kanuni düzenlemeler yapılmıştır. Bununla birlikte, kanuni düzenlemelerin kapsamlarının yeterli bilgiyi içermediği ve uygulama ile yer yer farklılaştığı görülmektedir. Ayrıca, ticaret unvanı ve işletme adı marka karşısında bir marka hakkı ile aynı koruma seviyesine değil daha düşük bir koruma seviyesine layık görülmüştür. Bu da, ticaret unvanı ve işletme adının tescil ve kullanımına ilişkin uygulamanın daha zayıf olmasının bir sonucu olarak düşünülebilmelidir. Zira bir ticaret unvanı diğer ticaret unvanı ile birebir aynı ifadeleri içermediği süre tescil edilebilmekte ve ticaret hayatında kullanılabilmektedir. Buna karşılık markada tüketicilerin karıştırabileceği düşünülen ibareler de itiraz üzerine reddedilebilmektedir.

Sonuç itibariyle, ticaret unvanı ve işletme adı haklarının tescil süreçleri ve uygulamadaki yerleri düşünüldüğünde marka hakkına yeterli olduğu düşünülen bir koruma öngörülmüştür.


[1] RG. 13.01.2011/27846.

[2] RG. 10.01.2017/29944.

TÜRK PATENT VE MARKA KURUMU’NDAN ÖNEMLİ DUYURU

Evrak Görüntüleme İşlemleri ve İtiraz/Karşı Görüş Evrakının Görüntülenmesi Hakkında Bilgilendirme

Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 01.09.2020 tarihinde yapılan bilgilendirme ile anasayfadan Evrak-Fatura Görüntüleme linki aracılığı ile erişilen Çevrimiçi Evrak Sistemi‘nin 3 Eylül’de kullanıma kapatılacağı duyurulmuştur.

Daha önceden Çevrimiçi Evrak Sistemi’nden görüntülenen belgeler artık Elektronik Başvuru Sistemi EPATS arayüzünde Belgelerim sekmesinden görüntülenecektir.

Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na Uyum

Halihazırda Çevrimiçi Evrak Sistemi üzerinden üçüncü kişiler, taraf olmadıkları dosyalara ilişkin itiraz ve karşı görüş dilekçelerini görebilmektedir. Zaman zaman vekiller tarafından müvekkillerinin gizli verilerinin herkese açık olarak yer alması hususu da vekil toplantılarında dile getirilmekteyken, TÜRKPATENT bu belgelere erişimi Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanunu uyarınca işlemin tarafları ile kısıtlamıştır.Böylelikle itiraz ve karşı görüş evrakları yalnızca marka başvurusu sahibi/vekili ve itiraz sahibi/vekili tarafından görülebilecektir.

Bununla birlikte TÜRKPATENT vekillerin itirazlar hakkında bilgi sahibi olabilmeleri adına itiraz sahibini, itiraz tarihini, itiraz gerekçelerini ve itirazına dayanak gösterdiği marka/mal ve hizmet bilgilerini görüntüleyebilmelerine olanak veren bir sorgu ekranı oluşturmuşlardır.

TİCARET BAKANLIĞINDAN İKİNCİ EL CEP TELEFONU VE TABLET SATIŞLARINA DÜZENLEME

Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan YENİLENMİŞ ÜRÜNLERİN SATIŞI HAKKINDA YÖNETMELİK[1] ile ikinci el telefon ve tablet satışları düzenleme altına alınmıştır.

Düzenleme ile birlikte ikinci el cep telefonları ve tabletler bakanlıktan yenileme yetki belgesi alarak faaliyete başlayacak olan yenileme merkezleri tarafından yenilenip ambalajlanacak ve yenilenmiş ürün garantisi ile birlikte yetkili satıcılar tarafından satışa sunulacaktır. Bu şekilde tüketiciler hem ikinci el cep telefonu ve tablet alımına teşvik edilmiş hem de bu alımlardan kaynaklı olarak tüketici haklarından daha etkili bir şekilde yararlanabileceklerdir.

Bu çerçevede bu yazımızda Yönetmelik, düzenlenen temel kavramlar üzerinden kısa bir şekilde açıklanmıştır.

Kullanılmış Mal

Alışverişe konu olan taşınır eşyalardan ikinci el tablet ve cep telefonları olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte bu ikinci el ürünlerin yenileme işlemine konu olabilmesi için en az bir yıl süreyle kullanılmış olması ve veri trafiğinin bulunması zorunluluğu getirilmiştir.

Yenileme Merkezleri

Kullanılmış malın yenilenmesi, sertifikalandırılması ve bu Yönetmelikte belirtilen diğer işlemleri yürütmek üzere kurulan, Bakanlık veya Türk Standartları Enstitüsünü belirlediği standartları taşıyan Bakanlıktan aldığı yenileme yetki belgesine dayanarak faaliyet gösteren tüzel kişiler olarak tanımlanmışlardır.

Bu tanımdan hareketle yenileme merkezlerinin piyasadan ikinci el cep telefonları ve tabletleri yetkili alıcılar ile toplayacağı ve yenileme-ambalajlama işleminin ardından yine yetkili satıcılar aracılığı ile tüketicilere satacağı bir düzenin oluşacağı öngörülebilir. Bu düzende yenileme merkezlerinin telekomünikasyon şirketlerinin kendileri veya sadece bu ticaret ile uğraşmaya aday büyük ölçekli şirketler tarafından yapılacağı düşünülmektedir.

Yenileme merkezlerinin sorumlulukları m. 12’de ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.

Yenileme merkezlerinin faaliyet gösterebilmesi için alması gereken bakanlık onaylı yenileme yetki belgesinin verilmesinde aranan şartlar:

  1. Bakanlıkça veya Türk Standardları Enstitüsü tarafından belirlenen düzenleme veya standardlarda yer alan özelliklere uygun olarak alınmış hizmet yeri yeterlilik belgesine sahip olunması,
  2. Ticaret odasına kayıtlı olunması,
  3. Kurumlar vergisi mükellefi olunması,
  4. Ticaret şirketlerinin temsile yetkili kişilerinin;
  • On sekiz yaşını doldurmuş olması,
  • İflas etmemiş veya iflas etmiş olsa bile itibarının yerine gelmiş olması,
  • Kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıldan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş veya devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine, milli savunmaya ve devlet sırlarına karşı suçlar; casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, terörizmin finansmanı, kaçakçılık, vergi kaçakçılığı veya haksız mal edinme, işkence, cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı, cinsel taciz, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, fuhuş, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama, bilişim suçları ile özel hayata veya hayatın gizli alanına karşı işlenmiş suçlardan hüküm giymemiş veya ticaret ve sanat icrasından hükmen yasaklanmamış olması,

5. On milyon Türk Lirasından az olmamak üzere ödenmiş sermayeye sahip olunması,

6. Bakanlık tarafından ilan edilecek diğer hususların sağlanması,

gereklidir.

Yenileme yetki belgesi 5 yıllık süre ile verilmekte ve yenilenebilmektedir. Yenileme yetki belgesine ilişkin diğer hususlar ilerleyen günlerde Bakanlıkça internet üzerinden duyurulacaktır.

Yenilenmiş Ürün

Yenileme merkezi tarafından yapılan yenileme ve sertifikalandırma işleminden sonra satışa sunulan ikinci el cep telefonu ve tabletleri ifade etmektedir.

Yenilenmiş ürünün ambalajında, etiketinde, reklam ve ilanlarında tüketicinin kolaylıkla algılayabileceği bir şekilde, “yenilenmiş ürün” ibaresine ve yenileme merkezinin bilgisine yer verilerek satışa sunulması zorunludur. Yenileme işlemi yapılırken yenilenen tüm parçaların üretici ya da üreticinin yetki verdiği ithalatçı onaylı parçalar olması halinde, “üretici onaylı parçalar kullanılarak yenilenmiş ürün” ibaresine de yer verilir.

Yenilenmiş ürünün, değişim, onarım, bakım, bedel iadesi, bedel indirimi ve benzeri hususlarda taahhütleri içeren yenilenmiş ürün garantisi ile satışa sunulması zorunludur. Yenilenmiş ürün garantisi ürünün tüketiciye teslimi tarihinden itibaren başlar ve asgari bir yıldır. Yenilenmiş ürün garantisinden ve garanti süresince verilecek bakım, onarım ve montaj gibi satış sonrası hizmetlerden yetkili satıcı ve yenileme merkezi müteselsilen sorumludur.

Yenilenmiş ürün garantisi taahhüdünün hazırlanması sorumluluğu yenileme merkezine, tüketiciye verilmesi ve teslim edildiğinin ispat yükü ise yetkili satıcıya aittir. Yenilenmiş ürün garantisi yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısıyla verilebilir.

Yine kullanılmış malın üreticisi veya ithalatçısı tarafından veya yenileme merkezi tarafından üreticisinin veya ithalatçısının yenileme işlemine ilişkin muvafakati alınarak yenilenmesi hallerinde üreticinin veya ithalatçının sağladığı garantiler geçerliliğini korur.

Yenilenmiş ürünün Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzuyla satışa sunulması da zorunludur. Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzunun hazırlanması sorumluluğu yenileme merkezine, tüketiciye verilmesi ve teslim edildiğinin ispat yükü ise yetkili satıcıya aittir.

Yetkili Alıcı

Kullanılmış malı yenilenmesi amacıyla kendi veya yenileme merkezi adına alan ve yenileme merkezi tarafından yetkilendirilmiş gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Yetkili alıcı sıfatının genelde yetkili satıcı sıfatı ile birleşmesinin görüleceği düşünülmektedir.

Yetkili alıcıya, ikinci el cep telefonu ve tabletlerin alımı esnasında birtakım yükümlülükler yüklenmiştir. Bu yükümlülükler m.11’de ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.

Yetkili Satıcı

Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye yenilenmiş ürün sunan ya da yenilenmiş ürün sunanın adına veya hesabına hareket eden ve yenileme merkezi tarafından yetkilendirilmiş gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır.

Yetkili satıcı tüketiciyle doğrudan işlemi yapan kişi olduğundan m. 13’te sorumlulukları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.


[1] RG 22.02.2020/31221.